| GİRİŞ |
|
|
|
GİRİŞ...
Derler ki büyüklerimiz, "Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer…" "Kurugöl Anekdotları" başlığı altında anlatmaya çalışacağım konular geçmişle ilgili olduğu için, insanın hafızasını kurcalaması, hafıza bandını ileri geri sardırıp zekasını zorlarken ilgili konuları yakalaması, ilginç bulunanların da yazıya dökülmesi çok düşündürüyor. Ta çocukluğumuzda büyüklerimizin unutkanlıklarından şikayetçi olmalarını; öğretmenlerimizin de pedagojik bilgi erdemleriyle, "Günlük tutmayı ve devamlı not tutmayı alışkanlık haline getirin" demeleri; yaşanılanların özellikle de anıların anekdot olarak gelecek nesillere sağlıklı ve düzeyli aktarılması için olsa gerek... Esasen, gençlik başta duman iken bazı şeylerin not alınması veya günlük tutmanın önemli olduğunu, kocayınca daha iyi anlıyoruz değil mi? Kaçırdıklarımı ve kaybettiklerimi anlayıp kavradıkça, büyüklerimin doğru davranış alışkanlığı edinmemiz hususundaki gayretlerini tavşan yamaca geçince daha iyi anlıyor insan... Demek ki o yaşlarda musibetlerin altın kıymetinde birer nasihat olduğunu iyi kavrayamamışız... Dağarcığımıza bu kadarını doldurmuşuz Kırşehir kültürü adına... Kırşehirli değimiyle demem gerekirse, "Varını veren utanmamış!" Eskileri anlatırken, yerine göre gerek kişileri, yerine göre de yaşanılanları anlatırken hayal gücümün desteğiyle nostalji yaşayacağız... Edepsiz gibi sanılan konuları edep içinde yazıya döküp, "Kızım sana diyorum, oğlum sen anla" göndermeleriyle mesajımızı sunacağız… Anlamayanlara da Kırşehirli dilini ve kültürünü bilenler bir zahmet anlatır olur, böylece taşlar da yerli yerine oturunca gedik kalmaz ve duvar örülmüş olur... Yeri geldiğinde sürçü lisan bile edeceğiz. Şimdiden hoş görünüze sığınıyor, affola diyorum. Adım Hıdır elimden gelen budur...
28.04.2008 Duran ERDOĞAN Kurugöl anekdotları yazarı
|
|
Yorumlardan yazarları sorumludur.
|