|
“ O bir kelam ve kalem erbabıdır”
Ömrümün büyük bir kısmı medeniyetin ve memleketimizin merkezi Başkent’imiz Ankara’da geçtiği için, özellikle yöremiz Mucur ve Kırşehir’deki – nev’i şahsına münhasır - özellik ve güzellik taşıyan bazı gönül dostlarıyla geç tanış olmanın eksikliğini yaşadığım bir gerçektir. Mucur deyimiyle “zararın neresinden dönülse, kardır.” Ya da “geç olsun da güç olmasın!” veciz ifadesi bana sevgili kardeşim şair Ali Aydemir Beyefendi’yle tanıştıktan sonra “kadim dost” luğun ne anlama geldiğini belleğime nakış -nakış işledi…(Ki bu ifadem kesinlikle yağcılık, yalakalık değildir.) Hiçbir Allah kuluna da zaten yalan borcum da asla yoktur…
Şair, ozan ya da gönül dostu denilince şu iyi bilinmeli: Allah-ü Teala özellikle “gönüllere hizmeti prensip edinme” hususunda kullarını aynı düzeyde yaratmıyor… Bazılarımızın hamuruna sevgi, hoşgörü,muhabbet,ilim mayası katıp özenle yoğurup dünya alemine yollarken “işte bu bir abidedir,örnek alınız” derecesinde manevi bir takım duygularla donatıyor.Bir yazar olarak, ozan ve şairleri bu hassasiyetlerinden dolayı ben böyle biliyor ve bu gözle bu perspektiften görüyorum.Hassasiyetleri ,incelikleri,nezaketleri ,alınganlıkları,kırılganlıkları ,Yunus Emre’den Karacaoğlan’a ,Köroğlu’ndan Dadaloğlu’na, Emrah’tan Pir Sultan Abdal’a ve kısacası sevgili Ali Aydemir’e kadar bu böyle gelmiştir.Bunun aksini savunanlara da saygı duyarım…Amma ve lakin bir yazar olarak benim onlarca sayfalık yazımı, eğer bir şair on kıtada anlatabiliyorsa ,bu benim görüşümü kanıtlayan en akılcı örnektir…
Zaman- zaman şair-yazar birlikteliğinde, bazı duygu ve düşünceleri, şairimiz Ali Aydemir’le ilim adına bir takım yüce güzellikleri de paylaştığım ve paslaştığımız gururla belirteceğim bir gerçektir. Kendisinin ödüllü şiirlerini pek çok yerde okurken fevkalade duygulandığımı ve kültürel şiirlerini de emsalsiz eserler arasında gördüğümü abartmıyorum. Eğer bir iddiasız yazar sıfatıyla nesirden ve nazımdan anlıyorsam; hüsnüniyet sahibi herkesin bu ifadelerimin bir fantezi olmadığına da vicdanen müsterih olarak inanmalarını istiyorum.
Sevgili Ali Aydemir’in ailesinden, yöresinden, okuduğu okuldan, aldığı kaliteli eğitimin kişilik kariyerine yansıdığını ve bu ulvi özellik ve güzelliklerin de ayni zamanda şairane duruşuna etki yaptığını, yazdığı eserlerden görüyoruz.
Bilgi birikimini dobra –dobra, tıpkı “alınların şakına balyoz etkisi” yaptığını bile -bile söyleyip, yazıp,yayınladıklarıyla görmekteyiz.Bu davranış biçimi sevgili şairimiz Ali Aydemir’in hür iradesine ipotek konulamayacağının “çarpıcı örneği” olup,kendisinin de taşlanması,dışlanması,meyveli ağaç olduğunun belirgin örneği gibi geliyor bana dersem,yanılmadığımı mertçe ifade etmiş olmaktayım.
Pek çok gazete, dergi ve medyada yan-yana yazılarımızın yayınlandığını görüyor ve okuyorsunuz. Sevgili Şairimizin işlediği konular Türk Kültürünün ,Türk Milliyetçiliğinin ,Türk Ülküsünün ve Türk Olgusunun (teması’nın)ilmek-ilmek,desen-desen dokunuşunun bilimsel ürünüdür.Aydemir imzasıyla eserlerde ibret verici, iyiyi,doğruyu,güzeli çağrıştırıcı duygu ve düşüncelerin belleklere şırınga edilmesi, yarınımızdan emin olduğumuzun somut güvencesini taşıyorum.Bu nedenle hem bir şair,hem gönül dostu ozan birisi sıfatıyla ,ayrıca Mucur İlçe Halk Eğitimi Merkezi Müdürü olarak doldurduğu makamın hakkını veren “kültür adamı” sıfatıyla kendisini “Kültürümüzün 40 pınarları” mertebesinde gördüğümü –tüm tepkilere- etki gücünde değerlendiriyorum.
Sözün özü: Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e öğüdündeki bir deyişinden esinlenerek diyorum:
Sen ki; Gökçeviran’lı, Mehmet oğlu, 1951 doğumlu Ey Ali Aydemir!
Yöremizden doğmuş,kültürümüzle katmerleşerek büyüyüp yetişmiş ender bir beysin… Kim ne derse desin, senin gönül dostu özelliğin asil güzelliğindir. Sen ayni zamanda eğitim neferi öğretmensin…Öğretmen el öpmez!...Öğretmen eli öpülendir…Öğretmen eğilmez!...Öğretmen kırılır; fakat yine eğilmez!...İyi,doğru ve güzeli hedef seçenler için efelenmek; imanlı ve ihlaslı olma ülküsünün bükülmez erdemidir…Bu dik duruşlu davranış biçiminiz sana çok yakışıyor.Bu böyle biline!...
İlminizin ve asaletinizin aydınlığında feyz alan bir dostunuz olarak; başarınızı daima ayakta alkışlamaktan mutluluk duyduğumun bilinmesini cümle alemin huzurunda arz ederim.
Duran ERDOĞAN
Kurugöl Anekdotları Yazarı
|