|
SÖZÜN ÖZÜ
Yazan: Duran ERDOĞAN
KAMAN İLÇESİ BAŞKÖYLÜLER KÜLTÜR ve DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI SAYIN ÖMER ÇÖKLÜ İLE YAPILAN RÖPORTAJ
Ankara’da yaşadığı halde, gönlü, kalbi, kulağı,ruhu ve hayâlleri sılasında dolaşan; duygu, düşünce ve aktivitelerini dernek kurup özlemlerini gerçekleştiren hemşehrilerimizi sizlerle buluşturup, tanıtmaya devam ediyorum. Değerli okurlarım ! Köşemin bu günkü konuğu Kaman ilçemizin önemli bir yöresinden, daha açıkçası “BAŞKÖY” eşrafından “Başköylüler Kültür ve Dayanışma Derneği” Başkanı Sayın Ömer ÇÖKLÜ beyefendidir. Duran ERDOĞAN: Efendim ! Kırşehir, Mucur basınında, ayrıca Kırşehirliler Federasyonunun yayın organlarında değerlendirilmek üzere izninizle bir röportaj yapmak istiyorum. Ömer Çöklü kimdir? Öncelikle zat-ı âlînizi tanıyalım...?
Ömer ÇÖKLÜ: Değerli hemşehrim, Sayın Erdoğan ! İzin ne demek ? Derneğimizi şereflendirdiğiniz ve bu röportajı Derneğimiz Yönetim Kurulunun huzurunda benimle gerçekleştirdiğiniz için, öncelikle Beldem ve Derneğimiz adına çok teşekkür ederim. Şimdi Ömer ÇÖKLÜ kimdir sorusuna gelelim: Ben 1959 yılında beldem Başköy’de doğdum. İlkokulu Başköy’de, Ortaokul ve Liseyi Ankara’da bitirdim. İşadamı olarak yaşantımı bir Kırşehir ve Başköy sevdalısı olarak halen Ankara’da sürdürüyorum. Evliyim ve üç çocuk babasıyım.
Duran ERDOĞAN: Bize Derneğinizin kuruluş amacını anlatır mısınız? Acaba neleri paylaşırsınız?
Ömer ÇÖKLÜ: Derneğimiz 1992 de Ankara’da yaşayan, gönlü çocukluğumuzun geçtiği Başköy’le çarpan hemşehrilerimizi bir araya getirmek ve kültürel anlamda dayanışmayı, kaynaşmayı, ve sosyal etkinliklerle birlikteliği sağlamak amacıyla kuruldu.
Duran ERDOĞAN: Kuruluşundan bu güne kadar tam onsekiz yıl geçmiş... Mutlaka pek çok hizmet üretmiş ve sosyal aktiviteler gerçekleştirilmiştir, dersem; neler anlatır ve aktarırsınız?
Ömer ÇÖKLÜ: Hemşehrilerimizi bir araya getirmek, bütünlüğü, birlik ve beraberliği sağlamak, yeni nesil gençliğin birbirlerini tanımalarına vesile olmak maksadıyla yılda bir sefer ‘pilav şöleni’ adı altında eğlence düzenliyoruz. 6 KASIM 2009 tarihinde Ankara’da yine Keçiörende ‘Halil İbrahim Sofrası’nda yemekli bir aktivite yaptık. Büyük bir katılım oldu. Başköy bir Belde niteliğinde olduğu için haliyle düğün ve cenazelerimiz çok oluyor. Dernek olarak düğün ve cenazelerimize büyük katılım sağlamak için sms mesajı çekerek duyuru yapıyoruz. Düğün ve cenazelerde mutlaka önemli miktarda maddi destek sağlıyoruz. Başkaca, özellikle Ramazan aylarında gerek Başköy’deki hemşehrilerimize, gerekse başta başkent Ankara olmak üzere diğer yörelerde yaşayan ihtiyaç sahibi insanlarımıza gıda paketi yardımı yapıyoruz. Yılbaşlarında da Derneğimiz adına bastırdığımız takvim ve rehber dağıtıyoruz. Kısacası: Bu yollarla hemşehrilerimize ulaşmaya çalışıyoruz.
Duran ERDOĞAN: Bana beldeniz “Başköy”ü kısaca anlatır mısınız, dersem; ne dersiniz?
Ömer ÇÖKLÜ : Emekli Astsubay hemşehrimiz sevgili Süleyman BARAN’ın kaynak kişiliğine dayanarak size şunları aktarmak istiyorum: “Anadolu’ya hakim olan Selçuklu Türk Devleti Sultanı Alaattin Keykubat Konya’yı Başşehir yapınca, Selçuklulara ait bir askeri birlik kasabamızın 2 Km. kuzeyine düşen mahalde “Ortaköy” adıyla bir yerleşim alanı kurmuşlar. Daha sonra, askeri birlik buradan kalkarak kasabanın güneyindeki Laleli Dağının eteğinde bulunan koridora ordugâh ve kışlalar kurmuşlar. Uzun bir müddet burada kalınmış. Bahsettiğim bu yöre halen ‘Eskikışla’ adıyla bilinmektedir. Buraya ilk gelenlerin ‘Mestanlar’ aşiretine mensup oldukları bir söylentidir. O yıllarda bölge halkı Askeri Birliğin Komutanına “Baş” dedikleri için, köyümüzün adının da ‘Komutan’ın, yani ‘Baş’ın Köyü anlamına gelen “BAŞKÖY” den geldiği rivayet edilmektedir. Henüz daha akademik bir bilgi ve bulguya ulaşılmış değil. Benim bildiğim ve size aktaracağım da kısaca bundan ibarettir...
Duran ERDOĞAN: Dernek olarak bu güne kadar çevreye katkı sağlandı mı? Neler gerçekleştirdiniz?
Ömer ÇÖKLÜ: Başköy’ümüzde 20 Hektar alan ağaçlandırıldı. Ayrıca, sosyal aktivitelerimizin yapılmasında her türlü ihtiyaca cevap verecek biçimde, kadın ve erkek yerleri de ayrı-ayrı olmak şartıyla 300 kişilik yemekhanesi olan sosyal tesisin yapımını gerçekleştirdik.
Duran ERDOĞAN: Eğer “Başköy”ün kariyer eğitimli adamlarını, kalifiye zenaatkârlarını ve sanayide marka olmuş işadamlarını anlatır mısınız, dersem; neler söylemek isterdiniz?
Ömer ÇÖKLÜ: “Başköy”ün okur-yazar oranı çok yüksek... Tahminen kariyer eğitim yapanları bir sıralamaya tabi tutarsak, bu % 15 e tekabül eder. Henüz bu hususta detaylı bir çalışma yapılmadı. Meslek grupları sıralaması yapılmış değil. Bu hususta bir ayrıntı sunamam, ama yine de öğretim görevlisi, Hukukçu, mühendis, doktor, emniyet mensubu olarak yetişmiş pek çok hemşehrimiz var. Bunun dışında, kalifiye meslek gruplarında mal üreten zenaatkâr hemşehrilerimiz de oldukça sayıca fazla. Ayrıca, işyerlerinde 15 den fazla işçi çalıştıran küçük ölçekli işveren kasabalımız var ki, inanın şu an da size net bir sayı ifade etmekten acizim. Çünkü bu güne kadar detaylandırıcı böyle bir çalışma yapmadık.
Duran ERDOĞAN: Dernek olarak hedefleriniz kesinlikle vardır sanırım. Bu vesileyle ileriye yönelik projelerinizden de söz eder misiniz?
Ömer ÇÖKLÜ: Sayın Erdoğan ! Hedefsiz, ilkesiz insan olmadığı gibi, dernek de olamaz.. Dernekte, Yönetim Kurulunda görev almak, hizmet etmek ve hedef belirlemek mutlaka bir gönül işi. Öncelikle gönüllü olacaksın. Daha sonra, biraz değil, epeyce de cömert olacaksın... Ekip, yani yönetimdeki arkadaşların da ayni duygu ve düşüncelerle donanımlı olması şart.. Şimdi biz şu andaki yönetimdeki “Başköy”lüler olarak istenen birlikteliği sergiliyoruz. Geriye proje üretmek kalıyor. Özellikle takipçisi olacağım hizmet ve aktiviteler var: Öğünmek için değil, örnek olması için şunu demek istiyorum: Şu anda bu röportajın gerçekleştirildiği mekan derneğimizin kendi mülkiyetidir. Burası ihtiyaca gerekli cevabı vermediği için daha büyük bir yer satın alarak, Ankara’daki hemşehrilerimizin toplantı, düğün gibi her türlü etkinliklerinin yapılmasını arzu ediyorum. Çalışmalarımız şimdilik bu yönde odaklandı.
Duran ERDOĞAN: Biraz gerilere, Başköy’deki çocukluk günlerinize gidelim...O yıllarda her ne kadar sizi rezil etmiş olabilirse de, daha sonra anılar tazelendikçe keyif aldığınız, unutamadığınız bir hatıranız, olmalı...Ne dersiniz ? Merhum Şemsi Yastıman ağabeyim de “sabısı dutsa da bir rezil olsak” demiyor mu?
Ömer ÇÖKLÜ: Aklıma geldikçe hem güler, hem üzülür ve hem de düşünürüm...Alim dayımın bostanına girdim. Sırtüstü yattım. Sırtıma gelen bostanları yoldum. Hem gecenin karanlık kâbusundan ve hem de yakalanma korkusundan çektiğimi bir Allah bir de ben bilirim.
Duran ERDOĞAN: Her ne kadar şu andaki mekan olan bu röportajı gerçekleştirdiğimiz Dernek binanız konum olarak müsait değil ise de; eğer Kırşehir yöresi yemek kültürüne uygun bir mönü ile beni ve şu andaki diğer misafirlerinizi münasip bir sofra donatarak ağırlamış olsaydınız, neler ikram etmek isterdiniz?
Ömer ÇÖKLÜ: Önce bir ayran çorbası (soğuk yapılan), biber dolma, sulu köfte ve yanında da hoşaf sunarak misafirlerimi ağırlamak isterdim. Elbette yanında sofra adabına uygun diğer eksikleri de tamam olsun isterdim.
Duran ERDOĞAN: Saatin öğlenin tam onikiye geldiğini görüyor musunuz. Karnım da acıktı... Bu anlattıklarınızı şahsınızda “Başköy” Derneğine borç yazıyorum. İştahımı daha fazla kabartmayın lütfen...
Ömer ÇÖKLÜ: Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. İsterseniz şimdi, arzu ederseniz 1 Mayıs Cumartesi günü yapacağımız yemekli şölenimize davetlimsiniz...Sizi büyük bir keyifle ağırlarız Duran Bey...
Duran ERDOĞAN: Kırşehirliler Federasyonuna bakış açınızı ve yaklaşımınızı değerlendirir misiniz? dersem; bizimle ve diğer Federasyona üye olmayan derneklerle neleri paylaşırsınız?
Ömer ÇÖKLÜ: Kırşehirli Dernekler Federasyonunun derneğimize katkılarından ve kazanımlarından fevkalâde mutluyum. Çok şükür hiçbir sorunumuz yok. Paslaşıyor ve sorunları paylaşıyoruz. Henüz bu federasyonumuza üye olmayan derneklerimize de öneriyorum ki, bu çatının ve şemsiyenin altına girsinler.
Duran ERDOĞAN: Başköy’de gezerken özlemini çektiğiniz bir hususu bizimle paylaş dersem en çok etkilendiğiniz ve doyasıya yaşamak ve yapmak istediğiniz ne olabilir?
Ömer ÇÖKLÜ: Eğer mümkün olsaydı da çocukluğumu yaşamak isteseydim: Sütkemik oyununu ve Dahti oyununu oynamak, hem de doyasıya oynamak isterdim.
Duran ERDOĞAN: Sevgili Ömer Çöklü hemşehrim, aslında sorduklarım, soracaklarımın yarısı... Gelecek röportaja da kalsın gerisi diyorum. Yönetimi de toplayıp beni Dernek binanızda kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum.
Ömer ÇÖKLÜ: “Başköy”ümü, kültürümüzü, tüm sosyal etkinliklerimizi Kırşehirli hemşehrilerimize duyurduğunuz için, asıl hem kasabam ve hem de Derneğim adına ben size çok teşekkür ederim Duran Bey...
e.posta:duranerdogan1947@hotmail.com Duran ERDOĞAN Kırşehir Anekdotları Yazarı
|