Neşet Ertaş (1938 – 25 Eylül 2012)

Bir zamanlar sadece ve sadece “Kırşehirli Mahalli Sanatçı” olarak bilinen Neşet Ertaş’ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalış türkü söyleyen diğer ozanlardan ayıran nedir? Onun  sazının ve sesinin insanı büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Nerede ise yarım asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır?

Neşet Ertaş’ı 1938 yılında Kırşehir’in Kırtıllar Köyünde Döne’den doğma Muharrem Ertaş’ın oğludur. Kırşehir, Yozgat ve Keskin’in çeşitli köylerinde çocukluk ve ilk gençlik yılları geçmiştir. 15 yaşında gurbete çıkmıştır.

1960’lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş’ı farklı biçimde değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen, yayın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş’tan, hem de bu geleneğin usta isimleri olan Hacı Taşan ve Çekiç Ali’den ayrılır. Bir başka söyleyiş ile onun sanatı için, başta Muharrem Usta olmak üzere; Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karşımıza diğer ustaları da dahil hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.

Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belkide tam bir “yaşayan efsane”; meçhul, uzak ve sırlar ile doludur.

Neşet Ertaş’ın sanatı müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin hiç bir yapmacıklığa yönelmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza dökmesidir.

Neşet’in hocalığını babası Muharrem Usta yapmıştır. Neşet Ertaş bunu son türküsünde açıkça şöyle dile getirmiştir;

Okula gidemedim bu dert benimdir
Hemi benim derdim hem babamındır,
Hemi babam hem de öğretmenimindir,
Yüreği yaralı o Kerem nerede.

Uzak yoldan geldim hasertin için
Yaralı ceylanım ses vermez niçin,
Ecin nice hani boranın nerede